hayat denen şeyler, hepimizin ayrı ayrı kurmaya başladığımız cümleler aslında.
Pazar, Ocak 23, 2011
Pazar, Nisan 18, 2010
pi$manmı$, yokmu$ ?
çok büyük adam olmadan kaldırdım kafamı göklere..
çocukken daha cesurmu$um meğer, $uan hiç kimse farkında..
Çarşamba, Nisan 07, 2010
duyguma virgül koymak istedim
Pazartesi, Mart 15, 2010
umudumdan yana sosyallik
Her ne kadar hepsinde birer accountum olsa da şu social dediğimiz şeylerden tiksinir hale gelmiş bulunmaktayım. Kendilerinin aplikeyşınları yüzünden mail kutusunu açamaz, eski keyifli maillerimi okuyamaz hale nihayet geldim.* "Eee onlar ayarlar'dan kapanmıyor mu olum" diyenlere, sağlam söverim. En iyisi susun.
Facebook:
* Sanırım ilk bulaştığım sosyallik bu. Allah cezasını versin ki, ilkokulda aşık olduğum ve şimdi çoçuğu olan, asker eşiyle o diyar senin bu diyar gezin fotoğraflarıyla, katil olabilirim mesela. Ya da ilkokulda yine gıcık kaptığım falancanın benim listemde olması insanı çileden çıkarıyor. Yetter lan bulmayın artık beni. Tenefüste önümüze bin tekme oynadığımız günlerden utanıyorum anlasananız ya.
Friendfeed:
* Bunun ismini güzel telaffuz edemediğimden, daha başından kaybetti. O nedenle kendisi hakkında yorum yapıp, popüleritesine katkıda bulunmak istemiyorum. Kendisiyle pek anlaşamadık, mantık çerçevesinde de yürümeyeceğini anladık. İlişkimiz sonlandı. Bana arada mail atıyor ama, kaale almıyorum diyebilirim.
Twitter:
* Bu güzel eve. Nesini beğendim. 2 Şey.. Kuşunu ve mavisini : ))) Başka da bir numarası yok kanımca. Böyle tuvaletteyim diye invite bırakanlar var. Zaman geçtikçe listemden sileceğim onları. Bazıları "Starbucks da kahve içiyorum" diye, gönderiyor. Ulan bizene a.q.
Sosyalliğin açık kahverengi renginden saçmalar vol1
King Regards,
Clave Lander.
Rabbine soranın topuklarına sıktırtırım.
Pazartesi, Şubat 15, 2010
The Sounds
The Sounds.
ya da kendi içimde bunlara taktığım isimle çılgın sesler.
İlk etapta tabii ki orada burda görüp living in america isimli şarkılarını kelfetmiştim. Elbetteki bu şarkıyı keşfetme sebebim America kelimesi değildi. Grubu keşfetmeme tek olanak Maja Ivarsson'ın Synthesizer ile harmanlanmış sesidir. (Harmanlanmak kelimesini sevmiyorum ama başka türlü ifade edemiyorum.) Kadının çok mükemmel bir sesi yok, ancak söylerken bildiğin eğleniyor, sesini plastik hamurlar gibi bir oraya bir buraya eğip çekiyor. Çok sempatik denilebilir. Görüntüsüne bakacak olursak, elbetteki lez emolar gibi. Ama netice de nikahıma almıcam, tarzını böyle kabullendim ve seviyorum. Synthesizer ne demek? İşte o da müzikle elektroniğe sinyal verme gereci gibi bir şey. Detaylı bir şey öğrenmek isterseniz Google amcaya başvurunuz pliz.
Living in America hem albüm olarak, hem de new wave tarz olarak çokta iyi bir şarkı. Albüm 2003 yılında yayınlanmış, grup İsveç'li diye sanıyorum çokta sallanmamış gibi. En azından web kaidesi bakımından çok kaale alınmamış. Ama röportajlarına ve web söyleşilerine bakılırsa çokta ...iklerine takmamışlar. Bence profesyonelliğin baş şartı. Çok büyük bir grup, çok büyük kitlelerce tanınmaları, bi sürü tv programına çıkıp rengarenk çılgın atmasalarda, yıl 2009 olduğunda Crossing the Rubicon isimli o müthiş albümlerini yayınlamışlar 7-8 kadar single çalışmayı anlatmak isterdim ama, Türkiye bu konuda çok cahil. Çenemi yani klavyemi yormaya değmez diye düşünüyorum. Aslında gruplarda vokal kadın olursa, ihtiras ve hırs da söz konusu oluyor. "İyi bir vokal olmak istiyorum, en azından bu yüzyılda" gibi bir açıklaması vardır ki, kadınların hırs konusundaki bulundukları seviye ile ilgili insana bir fikir verebilir.
Son olarak The Sounds'dan dinleyerek sevebileceğiniz bir kaç şarkı;
- Living in America (çok manidar)
- Dance with me (çok eğlenceli)
- Mine for life (çok ruhsuz)
- Hit me! (çok zıplatan)
- Rock'n Roll (çok naif)
- Night after night (çok çılgın)
- Painted by numbers (çok riskli)
Son albümden örnek vermiyorum. Çünkü tamamı deli bişi. valla.
Pazar, Şubat 14, 2010
2010 oldu ben nerdeyim daha
Uzun aralar vererek kendime mi? yoksa kime karşıyım bilemiyorum. Her şey bir yolunda, bir düzensiz gidiyor yine. Sağlıklıyım, işim var, okulum var ve okullularım var. Çevremde arkadaşlarım var.
- Yep yeni gruplar öğrendim bunları sizlerle burdan paylaşacağım.
- Bir sürü kitap okudum, bunlar hakkında da atıp tutacağım..
- Okul yolunda gidiyor. Bir sürü anektodlarım var onları da yazacağım.
- Sürü zille geçeceğim dalgalar da var.
Perşembe, Eylül 10, 2009
yok ki..
sevgileri yalan!
hayat tek düze kurduğum cümlelerden, gidip gelmelerin tükenmediği 15 dk'lık yollardan ibaret. -miş. ne yapıyorum, nereye gidiyorum, neresi benim, neresini terk ettim, nerden nereye geçerken geç kaldım. bilmiyorum. bir anlamsızlık, bir kararsızlık, bir sebepsizlik mekanizması hile katıyor, katıyor, katıyor ve sürüyor.
düşümde bir can gördüm.
öldü,
dirildi,
ve sevdi.
ama.. uçmak istiyorum bende.. hem de en yükseğe..
Pazartesi, Haziran 01, 2009
Anne
Annemi çok seviyorum. "Çok Seviyorum" demeyi bile az bulacak kadar çok. Annem olduğu için başka, insan olduğu için başka seviyorum. Birlikte sevinmeyi, minicik hayaller türetmeyi, üzüldüğünde bir Dünya yıkıp önüne serebilmeyi, vahşileşmeyi, "o"'nun dahil olduğu her şeyi çok çok çok seviyorum. Her geçen an daha da kıymetleniyor, daha büyüyor benim için. Bizim için soğan kokuttuğu mis gibi ellerini, günden güne tontonlaşan yanaklarını, aklar düşsede benim için bir tutam sırmadan öteye gitmeyen saçlarını, kırıştıkça bana daha anlamlanan ellerini, onu öpmeyi, sarılmayı, dizinde uyumayı halen çok çok seviyorum. Bunu yaptıkça seviyorum, sevdikçe tapıyorum.Pazartesi, Nisan 20, 2009
ya da ölmüşüm haberim yok
Salı, Nisan 14, 2009
beni tanıdılar siz kaçın
Bu aralar çok fazla müzik dinliyorum. Dönemsel meraklıyım ben, bununla ilgili kendime bir karar verdirttim. Çok zor olmadı, ben kolay bir insanım zaten. Mp3 player'ımı çok seviyorum. Onun içine saatlerce şarkı upload etmeyi de çok seviyorum. Bunu son ses dinlemeyi de gerçekten çok seviyorum. Etrafımdaki insanların bana bakarak, "ahah mal mı lan bu" görüntülü bakışlarını, klozete gelen uzvuma dahi takmıyorum. Taassup sahibi bir insan olmadığıma göre, muhtemelen kendi içinde sıkıntıları olanım. Hemen adam harcarım, ona göre. Kendimi bile.cinayet sebebi anlar 1
Bisikletim bile yok, ancak araba almayı cidden istiyorum. Neden?Otobüslerden, minibüslerden insanların fütursuzca zaptettiği alanlardan nefret etmek! Sebep belirtmek zor ancak hayatla ilgili tespitleri olan bir insan olarak bir takım şeyleri görüyorum. Kahretsin! Sabahları çokta geç olmayan bir vakitte (9'a çeyrek kala takribi) evden çıkıyorum. Otobüs bekliyorum genellikle, çünkü çok hızlı. Veyahut ben öyle olduğunu düşünüyorum. 65 yaş kartı kullanan insanlara sanırım kılım evet. Saygımda kalmadı artık. (buna dahil olmayan tonton teyze ve amcalarımı yürekten kucaklarım.)1 durak için otobüse binmek, yer verilmesi için genç gördüğü herkesi dolaylı olarakta çemkirse, inip-binmesi 10 dk sürmesi gibi detaylar yüzünden işe geç kalmam, beni bir seri katil olma yolunda teşviklerimi artırıyor.
Yine sessiz bir sabah, evde deodorantını sıkmış, elini yüzünü yıkamış, saçını başını taramış, dişlerini fırçalamış bir insan olarak evden çıkıyorum. Otobüsten indiğimde nedenini bilmediğim bir koku, ağırlıkla kaplanıyorum. Acaba insanlar deodorantı geçtim, sabun kullanmayı da mı unuttu? Yoksa kriz, kriz diye artık yıkanmıyor mu insanlar? Etrafındakilerle omuz omuza seyahat ederken etrafına verdiği zarardan habersiz mi? Ben titiz bir insan değilim, aksine pasaklıyım. Ancak bu kadar değilim. Ve onlara tahammülüm yok. Olmaz, olamaz.
Sizinle bir daha karşılaşmamak üzere. ciao
Pazartesi, Nisan 13, 2009
tahtabosa
Vega'yı halen çok seviyorum. Bu konuda biri bir şey derse kalbini rahatlıkla kırarım. GrupVega.net benim sahip olduğum halen en iyi şey. Güzeller güzeli Ceylin'i de çok seviyorum. O benim yeni prensesim olacak, evet.
Blogta eskiye ait ne varsa sildim. Çünkü geçmişten gelecekten hoşlanmadığım kadar, hoşlanmıyorum. Bana rahatsızlıktan başka hiç bir şey vermiyor. Takip ettiğim okuduğum blogları halen okuyorum. Tepki vermemek, görmezden gelmek değil, arada ciddi farklar var.
Bir şey daha söylücem ama bir başka yazıda. Düzenli yazıcam buraya, evet karar verdim.


